YOLUN AÇIK OLSUN ERDOĞAN

Tarik ve refik bütünlüğünün güzelliğini yaşadığım bir atmosferde durumunu durumundan gördüğüm bir kardeşimin Sevincini Bulmak isimli Youtube kanalını fark ettim. Durumlarımızı durumlardan gördüğümüz bir çağı yaşıyoruz, evet. WhatsApp dürtmese haberimiz bile olmayacak çoğumuzun çoğumuzdan…


Erdoğan kardeşimle mesaimiz olmuştu; beraber çalıştığımız zamanlar. Sonrasında ani bir kararla köye göçtü. Detaylarını maalesef videolarından öğrendiğim tercih edilmiş bir hayat yaşamaya başladı. Tercih edilmişlikle gelen yönü öne çıkarak imrendim/beğendim halini… İçten içe tebrik ettim ve telefon açıp bir müddet görüştüm. Özlemişim, fark ettim. 

Telefon rehberinde bu tarz kaç arkadaş/insan vardı acaba özlediğimiz ama farkında olmadığımız…

Erdoğan’ın kanalında “Köyde Neyle/Nasıl Geçiniyoruz?” videosu dikkatimi çekti. Genç yaşında -eşiyle birlikte iki eğitimli insanın- aldığı bir karar üzerine tersine göç yaşanmış, köye yerleşilmiş ve köy hayatı sürülüyordu. Farklı sebepler olmakla birlikte kimse kalmamaktan bahisle köyler kapanırken, memleket doğduğun yer değil doyduğun yer denilerek taşı toprağı altın şehirlere göçülmüşken, nasıl oluyor da bu gençler köye yerleşiyorlardı ve burada nasıl geçiniyorlardı! Merak-aver bir sualdi.

Detaylar için kanalı ve videoyu tavsiye etmek zorundayım… zorunluluğum, hissettiklerimdendir… https://www.youtube.com/channel/UC46rDFGIEaXEFjFGeurQzjw

Avrupa’da bir derece kanıksanmış bu hal ülkemizde maalesef çok uzak görünüyordu, çoğu kimseye… bende de öyle mi diye baktım gönlüme, fakat yaş artık genç değil, köyde/toprağımızda/kendinde olmak çok da uzak gelmiyor düşüncesi ağır bastı… Allah’tan hayırlısı…

Biz o zaman fark edememişiz ama Erdoğan bu kararı alabilmek için iki sene beklemiş. Ve kendilerine şu soruyu sormuşlar: “Biz neden gidemiyoruz, bizi engelleyen ne?” Ve şu cevaba ulaşmışlar: “Rızık ve istikbal endişesi!”

Nihayet “Yeryüzünde kımıldanan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın!”[1] ayetinin sigortasında kalplerinden geçeni fiiliyata döküp arzularını yerine getirmişler.

Bir kez daha helal olsun.

Erdoğan Akman

Toprağın sahibine sığınıp bereketli yüzüyle buluşmuşlar; ihtiyaç duyduğumuz çok şeyi kendimiz yetiştiriyoruz, hayvanlarımız da var diyor. Elden geldiği kadar markete gitmemeye çalışıyoruz diyor. Bunu aslında sanayileşen ve şehirleşen toplumun/içtimaiyatın/siyasetin bizi getirdiği hale -en azından kendileri adına- tepkilerini ortaya koymanın adı olduğunu anlıyoruz.

Ama bu vesileyle hassasiyetin oluştuğunu yani helal/organik/ucuz tüketme gibi çıktıların varlığını söylüyor.


Bu konuda çokça yazan Mustafa Kutlu ne diyordu, “Türk toplumu kentten kıra tersine göçü hızlandırıp değerlerin öğütüldüğü kent değirmenlerinden kaçarak asıl vatanı olan taşrasına/cennetine kavuşacaktır.”

Bu bir cümle sadece, derinliği olan; adresine giderseniz daha nice hikayelerini bulursunuz göçmenin/hicretin/dönüşün…

Üretim toplumuna dönüştürüldüğümüz, tüketim makinesi olma çelişkisinin akıp geleceği ve yatağını bulacağı bir özlemin adına yazdığım bu yazıdan üretmenin güzelliğine bakan nice güzel ve önemli tarafları yine bir hayatın ve tecrübenin hikayesinden sizinle buluşur ümidiyle şimdilik bu bahsi kapatıyorum.

Durumlara düşmeden ruh/gönül halimizi güncelleyip birbirimizden haberdar olabilme duasıyla arayamadığım, halini hatırını sormadığım herkesten özür diliyor, en kısa zamanda görüşmeyi temenni ediyorum.

Allah’a emanet olunuz…


[1] Hud, 6

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s