Hayatı, kendini ve içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışmak insanın en önemli özelliği ve en birinci mes’uliyetidir. Kendisini diğer mahlukattan ayıran ve buna bağlı olarak türlü cihazatla donatılan insan, bu arayışını ilk insandan bu tarafa devam ettirmiştir.
Elbette bu hâl mahluk olan yani sınırları bulunan insanın tek başına çözeceği bir iş değildir. Ancak yaratıcısının yardımı ve bu manada göndermiş olduğu kitap ve onu beyan eden Peygamberi ile anlaşılabilir.
Müslümanlar bütün hayatını Kur’an ve hakikati araştırmak ve Allah’ın rızasını kazanmak üzerine bina etmişler ve bu konuda Peygamber (sav)’i örnek almışlardır. Çünkü Kur’an böyle emrediyor.
Zındıklar ise, tam tersine Kur’an ve hakikatlerini yok saymaya, örtmeye çalışmışlar, bunu yaparken de İslam’dan çıkan büyük zatlar başta olarak yıpratmaya, hadisleri inkâr etmeye ve Peygamberi devreden çıkarmaya gayret etmişlerdir.
Müslümanlar uyanık olmak ve Veda Haccında bize bırakılan bu iki emanete sahip çıkmak zorundadırlar.
Kur’an, gönderildiği günden bu tarafa insanlığa nizam, huzur ve saadet getirmiştir.
“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi.”
(Yunus, 57)
Hem Kur’an Allah’a iman eden ve ona göre amel eden ve edecek olanlar için rehber oldu, olmaya devam edecek bir kitaptır.
“Bu (Kur’an) insanlar için bir açıklama, Allah’tan gereğince korkanlar için doğru yolu gösterme ve bir öğüttür.”
(Al-İ İmran, 138)
Her topluma bir peygamber gönderen Yüce Allah, son olarak Hz. Muhammed (sav)’i bütün insanlara Peygamber olarak göndermiştir.
“Muhammed, Allah’ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur.”
(Ahzab, 40)
Ve Kur’an, Peygamber Efendimizin lisanı ve hayatı ile hayatlarımıza taşınıp, istikamet bulmamız için gönderilmiştir.
“(Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah’tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın.”
(Meryem, 97)
Her meselede müracaat edilecek yer olarak Peygamber Efendimizi göstermiştir.
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin; peygambere ve sizden olan ulülemre (emir sâhibi idarecilerinize) de itaat edin! O hâlde bir şey hakkında ihtilâfa düşerseniz, Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, artık onu Allah’a ve peygambere arz edin! Bu hem hayırlı, hem de netice itibarıyla daha güzeldir.”
(Nisa, 59)
Ve şunu net olarak beyan ediyor:
“Peygamber size ne verdiyse, artık onu alın; size neyi de yasakladıysa, ondan hemen kaçının!” (Haşir, 7)
*İrfan Mektebi Dergisi, Eylül 2020