ALTMIŞ YAŞ VE ÜSTÜ SOSYAL MEDYA KULLANMA REHBERİ

Seçim atmosferi sürerken karşılıklı sataşmalar, doğru yanlış demeden çamur at izi kalsın kabilinden cümleler sarf edilirken, camilerden toplanan dolarların (!) seçim için kullanıldığı gibi iddialara kızan bir vatandaş, sözün sahibine, sosyal medya aracılığıyla cevap verince olan olmuş; tutmuşlar dava açmışlar…

Meğer sadece o değil, böyle binlerce vatandaşa dava açılmış.

Yani böyle bir durum varmış…

Zannederim bu, Amerika’daki avukat kurnazlığı gibi bir usulle bir harekete dönüşmüş ve tahrik yoluyla gıdıklanan vatandaşın hassasiyeti sosyal medyanın kolaylığı, tahrikin tazyiki ve sözün şehvetiyle kızgınlığını ortaya koymasına, o da maddi yükümlülüklerin ortaya çıkmasına sebep olmuş.

Sekiz küsur bin lira ceza; fakat bu beş sene böyle bir şeyin tekrar etmemesi kaydıyla iptal edilmiş. Dokuz bin küsur avukata, ki o da tebliğle gelirse on bir binlere gidiyor. Bir de üç yüz şuna, seksen buna falan…

Tahrik eden sözleri yazanlara karşı bir dava var mı bilmiyorum ama vatandaş kuzu kuzu bu parayı ödeyecek. Ha belki “bir musibet bin nasihatten evladır” sözüyle faydası olur. Ben de nefsime aldıklarım üzerinden yazdım; ta ki hepimize bir bakış açısı kazandırsın.

Takdir edersiniz ki akıllı diye isimlendirilen telefonların hayatımıza girmesi ve programların kolay kullanılabilir hale getirilmesiyle, -çocuklar öne çıkıyor ama- altmış yaş üstüne inanılmaz bir eğlence çıktı. İhtiyarlar, özellikle bu konuda gençlerle yarışıyorlar.

Buralarda çok vakit geçirmek iyi olmasa gerek. Bunu herkes söylemekle beraber, uygulayabilenimiz çok az. Ekstra bir çare arayışına girmek çözüm değil, bence. Bu tarz şeylerde, bırakırsın olur biter. Ya da başka bir meşgale bulursun, çözülür/olması gereken sınıra çekilir.

Johann Hari’nin, “Çok fazla kitap okuduğum zaman dönüştüğüm kişiyi seviyorum, sosyal medyada çok fazla vakit geçirdiğimizde dönüştüğüm kişiyi sevmiyorum.” cümlesine bilmem katılır mısınız? 

Sizi bilmem ama etrafınızdakilerin, hususen ailenizin katılacağına eminim.

Telefon meşguliyeti, normal hayatın akışında çok fark edilmiyor, fakat evinizde ya da memleket ziyaretlerinde eş, dost, akraba içindeyken daha fark edilir oluyor. Belli bir yaş üzerinde ciddi manada sosyal medya, telefon alışkanlığı var. Bunun en büyük sebebi ve sonucu ise, iletişim kopukluğu.

Çoklukla vakıa ki aynı ev içinde karı-koca birbiriyle neredeyse hiç konuşmuyor. Biri öyle olunca diğeri de çıkışı orada buluyor. Şimdi herkes, dijital alemin önüne koyduğu şeylerle meşgul. Baş parmakla yukarıya itilen görsellerin bitmeyen akışına kapılmış bir şelaleye/uçuruma doğru gidiyoruz… Ya da “Dünya hayatı bir oyun ve bir eğlenceden başka bir şey değildir” ayeti bağlamında, koca koca insanlar olarak oyun oynamakla ömrümüzü heba edebiliyoruz.

Akışa kapıldığımız bir kavşakta önümüze çıkan bir hadiseye birkaç şey yazdık ve içimiz soğudu diyelim. Fakat arkasından cezalar geliyor. Hadi, söyledik, cezamızı çektik. Ya ekranın akıcılığında beyhude akıp giden ömrümüz ne olacak? Onun hesabını nasıl vereceğiz? Çıkacak faturaya hazır mıyız?

Nasıl bir noktaya taşındı ki bu sosyal medya ve dijital meşguliyeti, orucundan bahsedilir hale geldi. 

Allah encamımızı hayr eylesin…

Yorum bırakın