KÜLLÜ DERDİN MİNE’L-BERDİN

Çocukluğumun önemli bir kısmı Eskişehir’de geçti. Eskişehir de Bilecik de karasal iklimin hâkim olduğu, özellikle eski kışların hem kar ve yağmur bereketi hem de keskin soğuğuyla hafızamda yer eden şehirlerdi.

Ramazan Bayramı vesilesiyle yine memleketteyiz. Bayramla birlikte gelen serin hava, beni ister istemez geçmişe götürdü; o soğuk günleri yeniden hatırladım. Çocukluğumda geçirdiğim bazı hastalıklar sebebiyle soğuğa karşı hassaslaşan vücudumun da etkisiyle, bir hafta kadar önce kulağıma çalınan “küllü derdin mine’l-berdin” cümlesi zihnime yeniden üşüştü. O gün farklı bir bağlamda gündemime giren bu söz, şimdi bu hatıralarla birleşerek okuduğunuz yazıya vesile oldu.

Evet, eskiler böyle demiş: Hastalıkların önemli bir sebebi soğuktur. Bu yüzden mevsimine göre giyinmek, tedbiri elden bırakmamak gerekir ki insan hasta olmayasın. Bu şimdilik hakikati, cebimizin bir köşesine koyalım.

Bayram günlerindeyiz. Bayramın en güzel taraflarından biri, akrabaların ve dostların ziyaret edilmesi, hâl ve hatırlarının sorulmasıdır. Efendimiz (sav) bu hususun ehemmiyetini şu şekilde ifade eder: “Akrabasıyla ilgisini kesen kimse cennete giremez.”[1] Lokman Hekim’e atfedilen “Ayağını sıcak tut, başını serin” sözü de bu çerçevede hatırlanabilir. Her ne kadar tıbbî bir tavsiye gibi görünse de ilişkiler açısından düşündüğümüzde ayrı bir anlam kazanır: İrtibatın canlı tutulması kalpleri ısıtır; mesafenin artması ise soğukluğu beraberinde getirir. Bu da hem dünyada hem de ahiret noktasında insanı zayıf düşürür.

Şimdi bir hafta öncesine gidelim… Kızımın hafızlığını tamamlaması vesilesiyle, hocaları ve arkadaşları arasında düzenlenen program için Kartal AİHL’ye gitmiştik. Hanım programa katılırken biz de müdürümüz Özkan Hocayla iftar yaptık. Ardından çay içmek üzere pansiyonun idare odasına geçtik. O sırada YKS’ye hazırlanan öğrencilerden biri geldi ve derslerin gidişatı üzerine bir sohbet başladı. Konuşma esnasında Özkan Hoca, çalışmaların şuurlu ve kesintisiz devam etmesi gerektiğini ifade ederken, araya “soğukluk” girmemesi gerektiğini vurgulayıp başlıktaki sözü hatırlattı. O günden beri zihnimde dolaşıp duran bu cümle, memleketin soğuk havasıyla birleşince bugünkü yazıya dönüştü.

Hayat mücadelesinde iş yapmak çoğu zaman zor değildir; asıl zor olan, ilişkileri sağlıklı bir şekilde sürdürebilmektir. Bazen çok küçük sebepler bile araya mesafeler koyar, ilişkileri zayıflatır. Günümüzde dijitalleşme ve bireyselleşmenin hayatımızda daha fazla yer bulmasıyla birlikte, özellikle yeni nesilde akraba ilişkilerinde bir yabancılaşma hissi oluşabiliyor. Oysa en güçlü dayanağımız olan aile ve akraba bağları zaman içinde zayıfladıkça, araya soğukluk girdikçe dertler de artıyor.

Rabbim, bu bayram vesilesiyle kalplerimizi muhabbetin sıcaklığında birleştirmeyi, aramıza soğuklukların girmesine fırsat vermemeyi ve bize bu soğukluğun doğuracağı dertlerden mahfuz kalmayı nasip eylesin.

Bayramınız mübarek olsun…


[1] Buhârî, Edeb 11; Müslim, Birr 18, 19

Yorum bırakın